diyabet günlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diyabet günlüğü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2017 Perşembe

Neden Kilo Veremiyorsunuz?

Su içsem yarıyor diyenler bu yazıyı mutlaka okuyun!
1- DİYABET : Hastalanmadıkça hastaneye gitmeyen bir milletiz bu yüzden çoğumuz farkında değiliz belki diyabet hastası olduğumuzdan . Sizde antrenmanlarda çabuk yoruluyor , beslenmede krizlere giriyor iseniz yapmanız gereken en önemli testlerden biridir diyabet testi . İnsülin probleminiz varsa burada gözükecek ve beslenme antrenmanlarınızı ona göre dizayn edip kilo vermeye devam edeceksiniz .
2- TİROİD :Diyabet gibi tiroid de başımızın belasıdır kilo kontrolümüzde . Hipotroid i olan kişiler metabolizmasının yavaşlamasından dolayı mükemmel antrenman ve beslenme olsa da kilo vermede sıkıntılar yaşayacaktır . Bu yüzden kilo vermede sıkıntılar yaşıyorsanız sizde testinizi yaptırın bole bir durum varsa eğer gerekli doktor tedavisini yaptıktan sonra sizde kilo vermeye devam edin.
3- ALIŞKANLIK : Kilo verememenizdeki veya hızının azalmasındaki en büyük etken aynı antrenman ve ayni beslenme modelini uygulamaktır . İnsan organizması çabuk uyum sağlayan bir sistemdir bu yüzden uygulanan veya tüketilen besinlere uyum sağlar ve tepki vermez . Bu durumlarda çok kaliteli antrenman yapsanız da çok iyi beslenmediyseniz de kilo kayıbınız olmaz . Yapılması gereken belli aralıklar ile antrenman ve beslenme programlarınızı değiştirmelisiniz.


2 Eylül 2016 Cuma

SİZDEN GELENLER : DİYABET HİKAYELERİ


Tamamen kendi deneyimlerime ve okuduğum yayınlardan derlediğim bilimsel içeriklere yer verdiğim bloguma ilgi o kadar yoğun oldu ki ( tekrar tekrar teşekkürler) sizlerden gelen mesajları da aktarmaya başlıyorum. Bir okuyucumdan gelen diyabet hikayesini aşağıda okuyabilirsiniz.

''Herşey (yanlış hatırlamıyorsam)1992 yılının eylül-ekim ayında başladı. akşam misafirlikten geldikten sonra karın ağrısı ile. Sonraki günlerde iştahsızlık(normalde iştah olur ama bende tersi). korkunç derecede su içme ve bitmeyen idrar sorunu. su içerken sanki birşey içmiyormuşsunuz gibi hissetmiyordum. kilom 1 ay içinde 32'lerden 20'lere düştü.(zaten zayıftım ama artık iskelet halindeydim). sürekli idrarlar bir süre sonra malesef yatağıma kaçırmaya başladım. doktora gitmemize rağmen diyabetli olduğum ilk etapta anlışılmadı. ta ki 92 kasım ortalarında komaya girene kadar. koma halindeyken çocuk doktoru nefesimden "Şeker komasında olduğumu" söyle. hemen yatış ve insülinli günler. çikolata ve tatlı hastası olan ben birden bire (abartmıyorum ama bazen yemek yerine tatlı yerdim) diyetli günlere girdim. kilom hastaneye gittiğimde 19'a düşmüştü. insülin tedavisi ile birlikte kilo almaya başladım. taburcu olduktan sonra istanbul'a çok ünlü bir doktor vardı ona gittik ve humulin NPH 30-70 ile tedaviye başladım.

herşey kabus gibiydi. hergün iğde olmak, sürekli kan ölçmek sürekli kontroller vs.
İlk zamanlar arkadaşlarıma durumu izah etmeme rağmen pek bilinçli bir toplum olmamamızdan dolayı bana sürekli veremli ya da bulaşıcı hastalıklıymışım gibi yaklaşıyorlardı. tabi gıcıklık olsun diye yanımda çikolatalar yiyenler vs. okulu değiştirmek zorunda kalınca durumumu asla kimseye söylemedim. ailem haricinde kimse benim bu durumumu halaya kadarda bilmezler.

Bu benim ilk başlangıcımdı.

sonra ki günlerde hipoglisemiler vs hepsi ile tanışma fırsatı buldum. hemde acı şekilde. sürekli olarak. kontrolu sağlamada oldukça zorlandığımızı söyleyebilirm. başlangıç dozum 28 gündüz 12 akşamdı. bu doz 1 ayda 12-6'ya kadar düştü.(balayı dönemi )

sonrasında tahmin ettiğiniz gibi bitkisel ilaçlar, kocakarı ilaçları (iğrenç tatları halaya kadar ağzımda hissederim ) herşeyi denedik ama sonucunda kabullenmeye başladık. sonra ki yıllar hep kontrollü geçti. beni en çok zorlanyan ergenlik dönemim oldu. şekerim hep yüksek. 300-400'ün altına hiç düşmedi. çünkü sürekli yiyordum.(tatlılarda dahil.) bu dönemde ve bundan sonra ki yaklaşık 10 yıllık dönemde doktor kontrollerini ihmal ettim.sadece insülinlerimi yapıyordum. ölçümleri bile bıraktım. sınava hazırlanırken tam kabustu. sınav günü bile koma halinde sınava girdim desem yalan olmaz.

öğrenclik dönemi böyle geçti. şimdi meslek hayatındayım ve yaklaşık 9 yıldır mesleğimi icra etmeye çalışıyorum. son 1 yıldır forumunuz ile tanıştıktan sonra kendime eskisi gibi bakmaya karar verdim diyebilirim. meğerse bu süre içerisinde ne güzel tedavi şekilleri çıkmış. lantus mucizesi, yeme esnekliği sağlayan humalog mucizesi vs. NPH insülin kullanan biri için bu gerçektende mucize idi. sabahları 200-300 şekerle kalkmak berbat birşey. nph'lar çok dengesiz olduğundan gece hipoları çok kötü oluyor. doktorumun tavsiyesi ile şimdi lantus+humalog kullanıyorum ve HA1C seviyem 9'lardan 6 seviyelerine indi. bu gerçekten de mucize. en azından benim için. sabah 90-110 seviyelerinde şekerle uyanmak ve 3 saatte bir yemek yemek zorunda olmamak muhteşem birşeymiş ve ben bunu 1 yıldır biliyorum.''

29 Ağustos 2016 Pazartesi

Diyabet Hastasının Tüketebileceği Meyveler


Bugünkü konumuz diyabet hastasının tüketebileceği meyveler. Hipoglisemi (şeker düşüklüğü) esnasında meyve suyu şekeri hemen dengeler yani çabuk yükseltir. Bu yüzden normal kan şekerinde meyve yerken suyundan çok kendisi tüketilmelidir. Ayrıca olgun meyveler daha tatlı olduğundan olgunlaşmamış meyveler tercih edilmelidir.

Nasıl Meyveler Tüketilebilir?

Ekşi meyveler daha az şeker bulunduruyor gibi gelirdi bana, bu yüzden daha çok yerdim. Her iki meyvenin de içerdiği karbonhidrat değeri aynıdır denilebilir. Ama meyveler kan şekerini yükseltirken, bazı meyveler düşürebiliyor.

İşte Kan Şekerini Düşüren Meyveler:

Ahududu: Bu meyvenin kan şekerini düşürücü, bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi vardır.

Nar: Nar da ekşi meyvelerden biri ve oldukça sağlıklıdır. Her gün mutlaka tüketilmelidir.

Ayva: Şeker oranı düşük meyvelerden biridir. Posasından dolayı kan şekerinin ani yükselişinin önüne geçebiliyor.

Tabi bu meyvelerin şekeri düşük diye fazla tüketebiliriz diye bir kural yok. Sadece sınırı korumamız gerekir. Ayrıca eğer yanına yakışıyorsa meyveyle birlikte tarçın da tüketilebilir, tarçın da şekeri dengeleyen bir yiyecektir.
Hangi Meyve Ne Kadar Tüketilmelidir?

Başta dediğim gibi meyvelerin olgunlaşmış ve sulu olanının yerine daha sert, olgunlaşmamış olanları yenilmelidir. Mesela kayısı, muz, şeftali gibi meyveler sertken tüketilmelidir. Diyabetliler istediği her meyveyi yer ama maalesef kısıtla sayıda. Hatta meyve yedikten sonra bir kase yoğurt yemeli, süt veya ayran içmelidirler ki meyvenin şekeri yükseltme etkisi azalsın.

*Üzüm 15 tane

*Vişne 15 tane

*Erik 10 tane

*Çilek 15 tane

*Kayısı 3 tane

*Elma 1 küçük boy

 Doğruyu söylemek gerekirse ben tam olarak sayıya bakmıyorum, ara öğünlerde şekeri dengelemek için yiyebileceğim kadar alırım. Bir tabak meyve ya da onun yerine biraz kraker yanında süt.. Benim için en sağlıklısı bu..

16 Kasım 2015 Pazartesi

Diyabet Tedavilerinde Gelişmeler Neler?


Bugünkü konumuz, diyabet hastalığındaki yeni gelişmeler ve diyabet hastalığında uygulanan yeni tedavi yöntemleri.
Hepimizin bildiği üzere pankreas sindirim sistemine ait olan besinlerin sindirimini kolaylaştıran organdır. İnsülin hormonu üreten beta hücrelerine sahiptir. Zaman zaman her gün iğne yapmaktan sıkılıp şikayet ettiğim olur.. Tabi insülin kaleminin yerini alan insülin pompası da var ama ben henüz tanışmadım. Diyabetin birkaç tedavisi daha vardır bunlar;

*Kök Hücre Tedavisi
*Pankreas Nakli
*Adacık Nakli


Günlük İğne Yerine “Betatropin”
Harvard Üniversitesi’nden uzman kişilerin araştırmalarına göre Betatropin vücuttaki insülini arttıran bir hormondur. Günde birden fazla iğne yapmak yerine vücuda haftada veya ayda, hatta yılda bi’ kere bu hormon salgılanacak. Aslında kulağa çok hoş geliyor. Amerikalı bilim insanları keşfettikleri bu hormonun vücutta insülin üretimini artıracağını ileri sürüyor..                                                                                                                                       
Fakat okuduğum yazıya göre bu yöntemin piyasaya çıkması için 10 yıl geçmesi gerekiyormuş. (Kaynak: sciencedirect.com)


Bir Başka Yöntem: Adacık Nakli
Pankreas kan şekerini düzenleyen hormonları yapar. Bu hormonların da olmasını sağlayan hücrelere adacık hücre denir.

Adacık hem Tip1 hem de Tip2 hastalarına uygun görülmüş bi’ tedavi yöntemidir. Fakat tek sorun bu nakilden sonra bağışıklık sistemini baskılayan ilaçlar kullanma zorunluluğu.. Bu yüzden hastaların çoğu insülin kalemiyle tedaviye devam ediyor. Yan etkilerine maruz kalmamak ve daha fazla etkili olmasını sağlamak için çalışmalar hâlâ sürüyor.



Pankreas Nakli Olan İnsülinden Kurtulur!

Zamanında yemek yemenin, zamanında spor yapmanın insüline göre ayarlandığı düzeni yaşarken pankreas naklinden sonra artık normal insanlar gibi yenilebilir. Bu nakil, diyabetin yıllar sonra oluşturabileceği hastalıklardan da kurtulmayı sağlıyor.

 Pankreas naklinde önemli adaylar böbrek yetmezliği olan tip1 diyabetiklerdir. Bu kişilere operasyonda pankreas böbrek ile aynı anda takılır. Bu operasyon 4-6 saat sürer. Kişiler birkaç gün içinde tamamen normal kan şekeri düzeyine sahip olur.

 Her şeyden önce doktorla görüşülerek uygun tedavinin ne olduğunu öğrenmek gerekir. Daha sağlıklı beslenirsek diyetimize uyarsak insülini silebiliriz.

10 Kasım 2015 Salı

Diyabet Eğitiminin Önemi Nedir?

 


Diyabet eğitimi diyabeti olanların yaşamlarını daha kaliteli düzeye ulaştırmalarını ve tedavi boyunca şekerin verebileceği hasarları önlemelerini sağlar.
Sadece aileler değil çocuklar da erken yaşta eğitim almalıdır. Yoksa diyabeti ciddiye almaz ve şeker düzenine uymazlar. 
Normal kan şekeri dengesini kontrol altına almak için, en önemlisi büyüme ve gelişmenin sağlanması için diyabet eğitiminin çocuk ve aile tarafından önemsenmesi gerekir.



Diyabet Tedavisi İçin Hangi Bilgiler Verilir?
Ben hastaneye 2 hafta kadar yatırıldığımı hatırlıyorum. Düzenli olarak belirli saatlerde kan şekerimizi ölçer yemeğimizi yerdik. Eğitim çocuk ve aile için kesinlikle önemlidir. Genellikle şu bilgiler verilir;

*İnsülin yapımı ve insülin yapılan (kol, göbek, bacak, kalça) bölgeler
*Şeker yüksekliği (Hiperglisemi) ve şeker düşüklüğü (Hipoglisemi) esnasında yapılan tedaviler
*Egzersiz ve şeker ilişkisi
*Evde kan şekeri ölçümü

9 Kasım 2015 Pazartesi

Çocuklarda Diyabet Nasıl Anlaşılır?

Bu soru altında çocuklarda görülebilecek belirtilerden ve tedavi yöntemlerinden bahsedilebilir.  Genellikle çocuklarda tip1 diyabet görülür. Yani insüline bağlı tedavi sağlanır. Normal belirtiler ne ise çocuklarda da aynı sorunlar ortaya çıkar. 

*Aşırı yemek ve tatlı yeme isteği

*Aşırı su içme ve buna bağlı olarak idrara çıkma

 *Kilo kaybı

 Şeker yüksek olursa çok su içilir ve bundan dolayı gece uyurken idrar kaçırma ile karşılaşılabilir.  Vücuttaki fazla şeker idrarla atılır, bu yüzden çok tatlı yemek istenilir.

20 Ekim 2015 Salı

Hipoglisemi Nedir? Hipogliseminin Belirtileri Nedir?

İnsanın normal açlık kan şekeri 85-100 mg/dl arasındadır eğer bu değerlerin altındaysa buna hipoglisemi (şeker düşüklüğü) denir. Genelde insülin etkisinin çok olduğu zamanlarda ve yemekten önce ağır egzersiz yapıldığında ortaya çıkar. Bazen geceleri ara öğün almadan yattığımda da hızlı kalp çarpıntısıyla uyanıyorum, ölçtüğümde kan şekerim düşük çıkıyordu. Sonra hemen yemek yemeye mutfağa koşuyorum tabi.. 
Hipoglisemi Hangi Belirtileri Gösterir?
  • Halsizlik
  • Hızlı kalp atışı
  • Sinirlilik
  • Acıkma hissi
  • El ve ayaklarda titreme görülür.
Ben bu gibi durumlarda fırsattan istifade kek veya çikolata yerdim. Ama sıvı yiyecek ve içeçekler daha hızlı sürede şekerin normale dönmesini sağlıyor.
Hiperglisemi Nedir?
Tokluk kan şekeri 120-130 mg/dl arasındadır ve bu değerlerin üzerindeki şekere Hipoglisemi (şeker yüksekliği) denir. Normal insanlara göre insülin salgılayan organ olan pankreas çalışmadığı zaman şeker yüksekliği ortaya çıkıyor. Bunu önlemek için ilaçlar ya yemekten önce ya da yemekten hemen sonra uygulanmalı. Ben çoğunlukla şekerim çok yükseldiğinde bol su veya sade soda içip istirahat ediyorum. Eğer fazla yükselmemiş ise spor daha hızlı normale döndürebiliyor.
Hiperglisemi Hangi Belirtileri Gösterir?
  • Çok su içip idrara çıkma
  • Yemek yeme isteği
  •  Ağızda ekşi bir koku
  • Uyuma isteği görülür.
Eğer bunlar yaşanıyorsa yemek öğünleri atlanıyor demektir. Kısacası sık sık kan şekeri ölçerek çizelge oluşturulmalı ona göre ilaç zamanında uygulanmalıdır.

19 Ekim 2015 Pazartesi

Diyabetle Nasıl Arkadaş Oldunuz?


Şeker ya da diyabet.. Siz diyabetle nasıl tanıştınız?

Ortaokuldayken tanıştım ben diyabetle, ders çalışırken sürekli yanımda iki üç tane su şişesi. Sürekli su içer dururdum ve sürekli yemek yemek isterdim. Tabi babamın "ne güzel işte böbreklerine iyi gelir" tarzı sözlerinden sonra tahlil yaptırınca tanıştım hastalık sanılan diyabetle. "Sanılan" diyorum çünkü şeker diyetiyle arkadaş olan daha uzun yaşar, tabi bu sözüm gerçekten iyi tedavi olana. Bu benim ilk blogum, zaman buldukça kendimi ve diyabetle ilgili yaşantımı anlatmayı planlıyorum. Tabi ne demişler siz plan yaparsınız, Tanrı güler. Bu yüzden aksi bir durum olmadıkça yazarım diye düşünüyorum.

23 Eylül 2015 Çarşamba

Diyabetle Başa Çıkmanın Yolları


Diyabetinizin tedavi ve takibini yaparken kendinizi bazen stresli hissedebilirsiniz. diyabetinizin iyileşmeyeceğini düşünerek depresyona bile girebilirsiniz. Aslında yaşamda değiştiremeyeceğiniz birçok şey vardır. Diyabetli olmanızı değiştiremezsiniz ama diyabetinizle ilgili birçok noktayı değiştirebilirsiniz. Böylece neler yapmanız gerektiğini keşfederek hangi sınırlara kadar çalışabileceğinizi anlayabilirsiniz. Zaman içinde eğitiminizin ilerlemesi ve bilgilerinizin artması ile yavaş yavaş kendinizi daha mutlu ve dengeli hissedeceksiniz. Aslında yakından bakıldığında biraz stres kişinin motivasyonunu artırır, etraftan yardım istemesine neden olur, bu ise faydalıdır. Bazan stres diyabetinizi de etkileyebilir. Bu pek ciddi değildir.


Stres aslında vücudun bir toparlanma ve telafi yöntemidir. Stres cevabı beyinde başlar. Hipotalamus adlı bölümde uyarılar hipofiz bezine buradan da böbreküstü bezine gider. Böbrek üstü bezleri adrenalin adlı hormonu üretir. Adrenalinin etkisiyle tansiyon yükselir, kalp hızı artar, gözbebekleri genişler, bu arada kan şekeri de yükselir. Bazı diyabetliler stres anında şekerlerinin düştüğünü söylerler. Stres anında vücut stres yapan nedenle savaşıyor demektir. İş değişiklikleri, vergiler, telefonlar, işyerinde tartışmalar, kısa zaman içinde çok iş yapma zorunluluğu gibi dış etmenler strese neden olabilir.....psikologlar, kişilerin enerjilerinin itinalı ve idareli kullanarak büyük streslerle başedeceklerine inanıyorlar. En iyisi siz, stresli zamanlarınızda şekerinizi ölçün vücudunuzun cevabını kendiniz görün.Tedavi ve takibinizin iyiye doğru gittiğini görmeniz stresinizi giderecektir.

 

Stres nedenlerinin bazılarının ortaya çıkışını değiştirerek de stresden uzaklaşabiliriz . Örneğin olaylar karşısında kötümser yanından algılama alışkanlığınızı değiştirebilirsiniz. Unutmayın hayata iyi yanından bakan iyi taraflarını görür. Egzersiz yapmak da stresi gidermede çok önemlidir. Örneğin diyabetiniz kontrol altında değilse ve bu sizi üzüyorsa strese sokuyorsa doktorunuza gidin tedavinizde gerekli değişiklikleri yaptıktan sonra eğer bir engel yoksa iyi bir egzersizden sonra gerçekten rahatladığınızı hissedeceksiniz . Stress karşısında vücudumuz hareket için hazırdır. Egzersiz bu hareketi oluşturur. Egzersiz denince aklınıza terler akana kadar koşmak gelmesin, 30 dakikalık yürüyüş , evde küçük bedensel hareketler, jimnastik de egzersizdir.


Zaman zaman günlük yaşam koşulları içinde tedavi ve takip konusunda yapmanız gerekenler karşısında enerjinizin azaldığını hissettiğiniz zamanlar şu soruları kendinize sorun:
  • Diyabetinizle ilgilenmeyi bırakırsanız sonuçlarına katlanabileceğinize inanıyor musunuz ?
  • Kendinizi ihmal ederseniz veya diyabetinize dikkat etmezseniz diyabetiniz kendiliğinden iyileşecek mi?
  • Yemek zamanları ve insülin konusunda çok sıkı ve dikkatlı misiniz? Sizce diyabet birçok komplikasyonlara neden olur mu?
  • Sizin durumunuz bu yönden umutsuz mu?
  • Diyabetli çocuğunuz arkadaşının evinde gece kalabilir mi?
  • Diyabet ekibinizin, doktorunuzun önerilerini kabul ediyor musunuz? (kızdınız mı?)
  • Çocuğunuzun diyabeti için bir şekilde yardımcı olmak istiyor musunuz?
  • Her zaman yorgun ve bitik misiniz?
  • Diğer insanların sizi anlamadığını düşünerek hep onlardan uzaklaşıyor musunuz?
  • Hep hoşlandığınız şeyleri şimdi de yapıyor musunuz?
Bu duygular ne kötü, ne iyi veya sağlıklıdır. Diyabetle birlikte iyi yaşamak isteyen herkes kendine yardımcı olabilir. Eğer bir duygu sizin diyabetle uyumlu yaşamanızı, tedavi ve takiplerinizi engelliyorsa sizin için iyi değildir. Etraftan duyduklarınızdan çok kendinizdeki gözlemleri dikkate alın, onlara bakın. Örneğin insülin enjeksiyonlarınızı doktorunuzun önerdiği gibi yapıp şekerinizi takip ettiğinizde kan şekerinin kontrol altında olduğunu göreceksiniz bu ise sizi mutlu edecektir. Ailenizin, anne, baba ve kardeşlerinizin yardımı ile diyetinizi daha kolay sürdüreceksiniz.

12 Ağustos 2015 Çarşamba

İŞ HAYATINDA ''DİYABET''


Diyabeti bir rahatsızlık gibi tanımlamaktan ziyade aslında, birlikte yaşamamız gereken bir disiplin olarak değerlendiriyorum ben. Yani ondan kaçarak, onu yok sayarak değil onunla iyi geçinerek yaşamak en mantıklı olan. Örneğin diyabet olduğumuzu gizlemek ya da diyabet yaşam tarzına ters beslenerek yaşamak bizi yorar ve yıpratır. Herkesle özellikle gün içerisinde iş yerinde samimi olduğumuz arkadaşlarımıza mutlaka söylememiz gerekli. Bir problem durumunda onların durumumuzdan haberdar olmaları ve doktoru yönlendirmeleri gerçekten hayat kurtarıcı bir durum olacaktır.


Diya­betli insanların çoğu, herhangi bir problemle karşılaşmaksızın işlerine devam edebilirler. Ancak vardiyalı veya dü­zensiz saatlerde çalışmak, ilaçlarınızla ilgili bazı ayarlama­lar yapmanızı gerektirebilir, çünkü çoğu insülin rejimi 24 saat için tasarlanmıştır. Vardiyalı çalışanlar genellikle, tam bir düzen oturttuklarında her şeyin değiştiğinden ve yeni­den başlamaları gerektiğinden şikâyet ederler. Vardiyalı veya düzensiz çalışma saatleri için genelleme yapmak son derece güçtür, çünkü birçok farklı çalışma düzeni mevcut­tur. Sizin düzeninize göre yeni bir düzen oturtulması gere­kebilir. Bu konuyu doktorunuzla görüşebilirsiniz. İşvereni­nizin anlayışlı bir tutuma sahip olması durumunda, işiniz daha kolaylaşacaktır.

23 Temmuz 2015 Perşembe

DİYABET VE ALKOL İLİŞKİSİ


Günlük hayatımda çok alkol tükettiğimi söyleyemem daha doğrusu sık ama az oranda tüketiyorum. İş yemekleri, kız kıza yapılan dedikodu date'lerine elbette 1 kadeh şarap eşlik ediyor sohbete ancak yoğun oranlarda tüketmiyorum. Diyabet hayatımızın her alanını kapsadığı için bu konuda da çok fazla farklı yalan yanlış bilgiler var. Diyabet alkol tüketmeye engel mi? bu soruların başında geliyor.


Eğer insülin kullanıyorsanız alkol almak hipoglisemik atak ihtimalini bir hayli arttırır, hatta bu risk, alkol alımı bittikten sonra da bir süre daha devam eder. Hipo esnasın­da salgılanan bazı hormonlar, karaciğerin kan dolaşımına daha fazla glikoz göndermesini sağlar. Ancak kişi, az mik­tarda da olsa alkol aldıysa, karaciğer kan dolaşımına gli­koz aktaramaz ve hipo krizi çok daha hızlı seyredip ciddi sonuçlara neden olabilir. Buna ek olarak, alkolün algılama gücünü azaltması, muhtemel bir hipo krizinin belirtilerini fark etmenizi de engelleyebilir. Kısacası, alkol alan bir ki­şinin, herhangi bir kiriz anında gerektiği gibi davranmayı başaramaması kuvvetle muhtemeldir.

Ayrıca, pek çok alkollü içki, karbonhidrat içermektedir. Karbonhidrat ise kandaki glikoz seviyesini yükseltir. Al­kollü gıdalar yüksek kaloriye sahip olduğu için, kilosunu kontrol altına alması gereken bir diyabetlinin bundan uzak durması gerekir.

19 Haziran 2015 Cuma

GEBELİKTE DİYABET NASIL İLERLER?



Son zamanlarda blogumda en çok aranan kelime gruplarını incelediğimde soruların diyabetin gebelik boyutu ile ilgili olduğunu fark ettim. Ben de bu noktada bir doktor görüşü ile yazı oluşturmak istedim. Endokrinoloji Uzmanı Dr. Tayfun Garip gebelikte diyabetle ilgili görüşlerini paylaşmış.

Diyabeti olan bir kadın ne yapmalıdır? 

Günümüzde gebeliğin iyi planlanması (yani kan şekerinin kontrol altında olması) ve modern gebelik takip yöntemleri sayesinde, diyabetli kadınlar da sağlıklı bir bebeğe sahip olabilir. Sadece biraz daha özverili olmaları gerekebilir.
Gebelik diyabeti nedir?

Daha önceden diyabeti olan kadın gebe kaldığında pregestasyonel diyabet söz konusudur. Gebelik diyabeti (gestasyonel diyabet), daha önceden diyabeti bulunmayan bir kadında, gebelik sırasında ortaya çıkan ve bebeğin doğumu ile birlikte genellikle ortadan kaybolan, geçici bir diyabet şeklidir.
Gebelik diyabeti;

• Gebe kadınların yaklaşık olarak %2-4’ünde görülür.
• Gebeliğin genellikle 24-28. haftalarında ortaya çıkar.
• Daha sonraki gebeliklerde tekrarlayabilir.
• Bu tür diyabeti daha önce geçirmiş olan kadınlarda, daha sonraki yıllarda kalıcı tip 2 diyabet gelişme riski oldukça yüksektir. Bu nedenle, gebeliğinde diyabet gelişen annelerin gebelik sonrasında ideal kilolarına dönmeleri ve düzenli spor yapmaları hastalığın tekrarlamaması açısından çok önemlidir.

Gebelik diyabeti riski nasıl anlaşılır?

• Ailesinde diyabet hastalığı olan kişiler,
• Kilolu kişiler,
• 35 yaş üzerinde gebe olanlar,
• Daha önceki hamileliklerinde 4 kilogramın üzerinde bebek doğurmuş olanlar,
• Daha önceki gebelik sırasında gestasyonel diyabet olanlar gebelik diyabeti gelişmesi açısından risk altındadır. Gerekli testler için doktora danışmaları gerekir.

2 Haziran 2015 Salı

YENİ BİR İNSÜLİN POMPASI : '' T:SLİM


Yaşadığımız problemler ve çözüm önerileri dışında elbette gelişmelerden de bahsetmemek olmaz. Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir gelişmeyi sizinle paylaşmak istedim. Yeni bir insülin pompası piyasaya sürülüyor. Diğerlerinden farklı özellikleri var umarım hayatımızı bir nebze daha kolaylaştırır.

Medtronic tarafından domine edilen insülin pompası piyasasında sıçrama yapmak isteyen Tandem firması tasarımcılarının, t:slim insülin pompasını ortaya çıkardıklarında insanların ilgisini doğrudan çekmek için Apple’in sloganını kullandıkları göründü. Bu tasarımcıların öncelikle odaklandıkları şey, dokunmatik ekranlı arayüze sahip, piyasadaki diğer mevcut insülin pompalarından daha kullanıcı dostu bir insülin pompası ortaya çıkarmaktı. Bu yeni pompanın bir medikal üründen çok, ince bir akıllı telefona ya da bir mp3 çalara benzemesini istiyorlardı. Öte yandan t:slim’in satışındaki en büyük etkenlerden biri, piyasadaki diğer insülin pompalarından %30 daha ince bir görünüme sahip olmasıydı.

Şimdi ise, Tandem tasarımcıları t:slim ile ne yardan, ne de serden geçme niyetindeler. Bir şirket sözcüsü t:slim’in diğer pompalardan hem daha şık ve ince olacağının hem de onlardan daha fazla insülin muhafaza edeceğinin sözünü verdi. (Haber kaynağı için buraya tıklayabilirsiniz)

6 Mayıs 2015 Çarşamba

DİYABET NASIL ANLAŞILIR?


Sağlıklı yaşam serüvenimi anlattığım ''Diyette Başarı''nın en çok ilgi gören kategorilerinden birisi de diyabet ile ilgili içeriklerim olduğunu fark ettim. Çünkü bir diyabetlinin yaşamı, neler yemesi gerektiği, çevresindeki insanların ona en yakınların bilmesi gerekenler gerçekten hayati önem taşıyor. Bu nedenle içeriklerim çok ciddi okunma sayılarına ulaşıyor. İlginiz için çok teşekkür ediyorum tekrar tekrar. Bugünkü yazımda çok temel bir konuya değineceğim. Elbette içeriğimi bilimsel temellere de dayandıracağım. Sağlığınızla ilgili bir takım şüpheleriniz var, henüz adını koyamıyorsunuz ve doktora gitmediniz... Acaba diyabet olabilir misiniz?

75 gram glikoz yüklemesinden iki saat sonra ölçülen kan şekeri 200 mg/dl üzerinde ise diyabet tanısı konulur. İki saatlik kan şekeri 140-199 mg/dl arasında ise bozulmuş glikoz toleransı mevcuttur. HemoglobinA1C değerinin %6,5 üzerinde olması durumunda da diyabet tanısı konulur. 


Belirtileri
  1. Çok su içme
  2. Sık sık idrara çıkma
  3. Ani zayıflama
  4. Bulanık görme
  5. Ağız kuruluğu
  6. Ellerde ayaklarda uyuşma ve karıncalanma
  7. Sık geçirilen enfeksiyonlar
  8. Alerjik cilt
  9. Cilt yaralarının geç iyileşmesi
  10. Normalden fazla acıkma
  11. Çabuk yorulmak
Bu belirtileri hafifletmek için yapılması gerekenler:
Kola, gazoz, meyve suyu gibi kalorili içeceklerden uzak durulmalı.
Su, ayran maden suyu gibi sıvılar tüketilmeli
Vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalı


Siz de bu tarz belirtilere sahipseniz mutlaka bir doktora başvurmalısınız ve bir an önce hastalığınızla ilgili tanının konulmasını sağlamalısınız.